Sunday, July 22, 2007

seçimler...

Ve Türkiye'nin meclisi değişti. 4/5 oranında tamamen yeni bir kadro, tv de öyle dediler.
Kısaca 3 parti içerde bir de bağımsızlar:
AKP %46,61
CHP %20,91
MHP %14,27. (NTVMSNBC verileri)

Ufuk Uras içeride. İlk defa oyum boşa gitmedi. Yupppiiiiiiiiii. seçim naraları atmak istedim sonucu görünce.:D
Baskın Hoca giremedi:( ve Doğan Erbaş la birbirlerinin önünü kestikleri kaçınılmaz bir şekilde ortada. İkisinin oylarını toplayınca zaten yetiyor bir adaya girmesi için. İst.2. bölgeden yok bağımsız. Zafer hocam da mecliste Mersin'den. DTP grup kurabilecek kadar mecliste.
ABD basını: Türk Demokrasisi kazandı.
Dünya Basını: Muhtıra kazandırdı.

Kısa kısa böyle durum. Olası CHP-MHP koalisyonu yok hiç ufukta. Zaten mecliste ufuk var hehe. Tayyip dünyanın en duyarlı konuşmasını yaptı. Artık daha çok sorumluyuz, daha çok kesimi kapsıyoruz. AB politikalarımıza devam edeceğiz diye. %50ye yakın destekle şımarma durumunda aba altından sopa gösterirler zira. Gerek yok hepimize yazık di mi?
Ya bir şeyi fark ettim. Bu milliyetçileri fazla abartmışım gözümde. yani chp-mhp topla ki chpye oy veren kesimde bir sürü değişik insan da var, akpye yetişmiyor çok açık ara aşağıda. Etnik köken yerine dine dair bir yerde birleşiyor gibi bi sonuç çıkıyor aslında galiba. Çünkü g.doğuda da aynı şey oldu. AKP ile neredeyse başa baştı DTP adayları, bazı illerde AKP öndeydi. Şimdi yepyeni bir süreç. Umarım çok kavga dövüş geçmez de siyasete tanıklık ederiz biz de. Siyaseti yapılamaz hale getirmek çok kolay çünkü burda. Umarım olmaz. İyi ya da kötü ama partiler politika yapabiliyor olsun minimum stnadart bu bence. Tabii sonrasını da yapsınlar. Çözüm ve uzlaşma kısmını. Eskiden bana çoook geyik gelen ve belki de sürekli eleştirdiğim üst politika ile sorun çözme, çatışma yönetimi vs. diye geyik isimlerle de bilinen şeyler şimdi bana o kadar da geyik gelmiyor. Bir yerden tutulursa belki işe bile yarayabilirler gibi geliyor hatta. Şimdi mecliste ufuk uras bir tane farkındayım ama yine de mevzu yaratabilir. Kaale alınmak zorunda bırakabilir başkalarını. Meclisin ajandasına bir sürü farklı çözüm bekleyen konuyu sokabilir. :) Baskın hoca da gireydi:(

neyse içim rahat. Erdoğan mantıklı konuşuyor, neoliberal evet, eleştirilecek çok yanı var evet, ama en azından uyumlu, olumlu, değişebilir ve esnek. Bazen diyorum galiba çok değiştiler. İktidar onları esnek ve pragmatist bir hale getirdi. Seçimden bir gün önce Tayyip tvdeydi. Başörtüsü sorunu çözülecek mi diye sordular. O da tak dedik mi değişmez bunlar köklü sorunlar hiçbir vaat veremem dedi. Gerçekçi...%50yi nasıl aldığının farkında: Catch-all. Herkes var akpye oy verenler arasında, adaylar arasında da: Sosyal demokratlar, dindar muhafazakarlar, milliyetçiler, ABciler vs vs vs. O yüzden farkında olunacak bir tehlike yok. Dipnot: yarın cumhuriyet ne başlık atacak çoook merak ediyorum!

Meydanlarda milyonlar yürürken korkmuştum ama onlar da homojen değilmiş işte, ya da bu kadarlarmış işte.

Neyse, kısaca bu seçim fena geçmedi, insanlar süper cevap verdi: Kutuplaşmaya hayır dedi resmen. Umarım AKP hegemonyası denilen şey can sıkar hale gelmez. Umarım birileri yaptıklarına çok kızmaz. Siyaset yapılabilir kalır.

Yarın okulda şükür namazı kılalım diyoruz çimlerde. hehehe. Belki Boğaziçine, bize ödenek ayırırlar.

Yarın yeni bir gün gerçekten...
01:39 23 temmuz 2007

Seçimler deyince Koray hocanın yazısını da esgeçmeyelim ve unutmayalım adamlar neoliberal:


AKP nasıl kazandı?


AKP'nin seçim zaferi birçok gözlemci tarafından halk muhtırası olarak anlaşıldı. Sorunlu bir gözlem bu. Militarizme boğazına kadar batmış bir halk anti-militer bir mesaj vermez. AKP orduyla gerçekten bir bilek güreşine tutuşsaydı, o zaman kaybederdi. Herkesten çok AKP biliyor bunu.

NEDEN İKTİSADİ Mİ?

Evet. Yoksullar AKP'nin daha da derinleştirdi-ği neoliberal denizde boğulmamak için AKP'ye sarıldılar.

Bu durum tam bir bilmece yaratıyor. Çünkü AKP döneminde milli gelir 180 milyar dolardan, 411 milyara; kişi başına milli gelir 2.598 dolardan, 5.560 dolara yükseldi. Bu arada enflasyon yüzde 3o'dan yüzde 9'a indi.

AKP'nin dümen suyundan gitmeye teşne birçok gazeteci ve bir parça akademisyene göre, AKP'nin başarısını bu iktisadi mucizeye bağlamak mümkün. Bu açıklamalara hızlıca hak vermemek mümkün değil. Milli geliri 5 yılda iki katına çıkarmak dünyada çok az hükümete nasip olmuştur. Ama neden başka yerde yatıyor.

KAZIN AYAĞI

YTL'nin aşırı değerlenmesini hesaba kattığımızda işlerin aslında hiç de göründüğü gibi olmadığını anlıyoruz. Aslında milli gelir nominal olarak, yani lafta artıyor. Düşünün, krizden hemen önce dolar 1.70'di şimdi 1.20 olacak mı diye tartışıyoruz. 2002 hemen krizden sonra geldi. Milli gelirin dörtte biri yalnızca faiz gelirlerine gitti, bir milyon kişi işsiz kaldı, birikimleri TL'de olanlar kısa bir süre içinde yarı yarıya yoksullaştı. Derviş'in finans açıklarını yamamasıyla bu durum bir parça kontrol altına alındı.

Milli gelirin lafta artmasının bir diğer nedeni de dünya gıda fiyatlarının son 5 yılda yüzde 25 artması. Yoksul ülkelerde aile gelirinin büyük bir bölümü gıdaya gider. Bu oran Türkiye'de yüzde 28'dir. Enflasyon yoksul için daha ezici olur.

Bir de bunun üzerine gerçek işsizlik oranının yüzde 19'da sabitlenmesini ekleyin. Cari açığın 30 kat, evet 30 kat artmasını, merkezi yönetim borcunun iki kat artmasını, dış ticaret açığının 3 kat artmasını ekleyin.

Ve son olarak, özelleştirmelerle kendinden önceki kuşağın birikimini çarçur eden bu kuşağın AKP'li vekillerinin bu açıkları mal satarak kapadığını anımsayın. Bu iktisadi rezalet nasıl olur da AKP'nin zaferini açıklar. "Normal" bir seçmen bu iktidarı devirmez miydi?

SEÇMEN NORMAL Mİ?

Bu koşullarda evet. Daha da ileri gidelim, AKP'den başka bir partiye oy vermek en yoksullar için anormal olurdu. Çiftçiler, Abdullah Aysu'nun deyimiyle "AP'leşmiş" AKP'ye yakınlaşmada sorun görmediler. Bunun nedeni köylünün örgütsüzlüğü, Gökhan Günaydın'ı Ankara yedinci sıraya gömen CHP körlüğü ve sosyalistlerin güçsüzlüğüdür.

İşçilere yoksulluğun nedenini anlatabilecek kitlesel bir partinin yokluğunda, her kamu hastanesine girebilen, sıra beklemeden eczaneden ilaç alabilen, borç batağına batmış ve kamu mallarını satarak açığını kapayan AKP'li belediyeden temmuz sıcağında kömürünü alan, ununu sağlayan ve bir de üzerine formal yerel iktidar ağlarına girişi mümkün bir işçi kime oy verirdi? Siz olsaydanız kime oy verirdiniz?

İŞÇİNİN EMEKÇİNİN PARTİSİ

AKP iktisaden ve siyaseten şelalaler gibi iç içe geçmiş iktidar ilişkilerini ortadan kesen bir siyaset güdüyor. İşçiler ve emekçiler bu nedenle patronların partisinin peşinden gidiyorlar. Çünkü işçilere, köylülere, kadınlara ve gençlere bir umut veremiyoruz. İşin ilginci bin umut peşinde olanlar bile Kürt seçmene umut veremiyor artık.

Siyasette duyguların, kimliklerin, sembollerin artık daha geride olduğu bir coğrafyaya girdik hep birlikte. Artık merkez sağın "Hıristiyan Demokrat" AKP tarafından tanımlandığı, çevresine de milliyetçi Kemalist bir blokun yerleştiği yuvarlak bir coğrafya bu. Soldan sağa uzanan bir hat değil.

Ancak solun önü açık. Neler yapılabileceği AKP'nin başarısında gizli. Baskın Oran ve AKP kampanyalarının seçim ertesi gazete ilanlarına devam eden tek hareketler olması sol adına sevindirici. Haftaya AKP'den solun öğreneceklerini tartışacağım.

No comments: